Recai Güllapdan.net

Kaari kaaridir; muharrir de muharrir bilader!

Aziz kaari; bugün sizleri siyasi mes'eleler hakkında irşâd etsem gerekti lâkin yanlış anlaşılır, suitefehhüme vesiyle olur endişesiyle vazgeçdim gitti; "niyçün vazgeçtiniz aziz efendimiz"

deyu sual olunursa derim ki şol günlerde siyâset ikliminde bir bahar temizliği hazırlığı sezilmekte ve sanki bir Buda heykeli azm ü kararıyla ebediyyete kadar yerinde dinelmekte imiş gibi görünen eski aktörler birer birer sahne–i siyâsetten çekilmekte iken benim şuracıkta şahsan bizzat birtakım siyâsi tahlillerde bulunmam, bir kısım rakiyplerim tarafından "A, Recai Bey dahi ben buradayım şeklinde filama göstermek hevesine kapılmıştır" tezvirâtına bâdi olabileceğinden en eyisi kültürden, san'attan ve edebiyattan bir fasl–ı ferah açmaktır.

Yahu bilâder bakınız netekim benim şahsan sizlere hitab tarzım dahi –ismi lâzım değil– bir kısım muhitler tarafından dedikoduyu mucib olayor; niyçün "muazzez kaarilerim" demeyormuşum da âdeta azarlar bir üslupta "aziz kaari" demeyi ihtiyar edeyormuşum? Efendim elbette benim şahsan siz kaarilerle tarz–ı münâsebâtım, taşralardan sanki favüllü imiş gibi addolunabilir. Tefahur gibi olmasın fekat meyanımızdaki hukuk, tarih–i matbuatta menendine tesadüf olunamaz karatta bir muhabbet ve samimiyyet ile müzeyyen olmakla beraber, "bilmeyen ne bilir bizi / bilenlere selam olsun" fehvâsınca sûretâ şeklî ve sert gibi anlaşılabilir. Netekim sizler dahi eyi bilürsünüz ki bu sütunlarda öyle "canımdan kıymetdar ve muazzez kaarilerim; sizler olmasa idiniz bilmem ki bizler ne olur idik?" şeklinde bir tarz–ı hitab tercih olunmamıştır. Kaari kaaridir; muharrir de muharrir! Nasıl ki bir muharrir ehliyet ve evsâfını kaari takımına isbat mükellefiyetinde ise kaari takımı dahi, ehliyet ve evsafını isbat etmedikçe elbette peşinen ve sellemehüsselam muharrir takdirine nail olamaz. Bilmünasebe öyle her gün muharrir ile kaari meyanında lüzumundan fazla muhabbet ve nezâket ikrârının mânâsı yoktur ve esasen bilcümle kaari–i güzîn dahi aynı kanaattedir. Velâkin kaari, muharririne karşı hörmet, tâzim ve muhabbetini, mümkin görünen her vesiyle ile ikrardan içtinab etmemelidir. Netekim Mecelle'de buyurulmuştur ki, "Muharrir ile kaari beyninde bezl–i muhabbette müsâvat yoktur" vesselâm!

Dikkat; mevzû dağılıyor, öyleyse mevzûa avdet edelim. Efendim mâlumunuzdur kültür, edebiyat ve irfanî mes'eleler gitgide –ayıptır söylemesi– demode hale gelmeye başlamış bulunayor. Meselâ, şahsan bizzat şu bizim Zaman kazatası bile, medâr–ı iftiharımız mevkiinde bulunan gözbebeğimiz Kültür sahifasını haftada bir gün neşriyattan çekmiş bulunayor; halbusam ki vaktiyle tembih ettikdi; mümkin ise şu sahifayı çiftleyiniz, filinta gibi acar kültür muhabirleri ve muharrirlerine mâlik bir kazata isek ibrâz edelim, âlem de görsün kazata nasıl olurmuş fülân... A, biz öyle dememişiz de haftada bir gün tatil yapınız deyu tavsiyye etmişiz! E, şimdi vaziyet bu merkezde iken şimdi şahsan ben kalkıb da nasıl CeNeNe–Türk tilevizyonunu tenkid ederim efendiler? Mes'eleye elbette muttali bulunsanız gerektir: CeNeNe–Türk tilevizyonunun yüzakı mevkiindeki "Gökkubbemiz" pırokramının neşriyattan kaldırılmasına imdi ben şahsan nasıl avur–zavur edebilirim? Farkındayım ey yârenler; bu mahzurlar benim şahsan her ayın son cumasında akdolunan Muharrirler içtimâına iştirakte gösterdiğim ihmâlden neş'et edeyordur. Ne diyeyim, "hazır ol vaktına Nemçe kıralı..." disem lebden leblebi istihrac olunur mu? Mevlâm keder vermez ise bu mâh–ı mayısın son cuması, dağarcığımı sırta vurup da döner pıçağımı kuşanuben üçüncü katın kapılarına dayansam gerektir inşaallah! Şu fakiyrin de bu bâbda söyleyeceği iki çift lâf olur elbette.

Bu meyanda Helmi Yavuz ve Beşir Ayvaz Bey refiyklerimi alenen tebriyk ile söza hitam vermek muradındayım; bu "Gökkubbemiz" pırokıramı, mesmûatıma nazaran gençler arasında bir nevi tiryakilik husûle getirecek kadar dikkat ve muhabbetle takiyb edilmekte idi. Ben dahi ara–sıra seyr ider idim fekat bu genç refiyklerim, iltifatın ol mikdarını hazmedemezler endişesiyle alenen dercden sarf–ı nazar edeyorum; keşke devamı mümkin olsa idi. Her ne olur ise olsun bu iki genç refiykim çok takdire şâyân bir hıdmet ifa etmişlerdir; kaydediyorum.

Recai Güllapdan, Turkuaz, 6 Mayıs 2001, Pazar

Bütün YazılarSonraki YazıÖnceki YazıWord Dosyası Olarak İndir
Bu Yazıdan Önceki Son 10 Yazı
Başlık Tarih Mecmua
Ey kaari ibretle bak: Akıbet kara toprak!.. 29 Nisan 2001 Turkuaz
Hiaayyt; işte meydan; çifter çifter buyurunuz netekim! 22 Nisan 2001 Turkuaz
Acaba şahsan ben bir "acan pırovokatür" mü idim? 15 Nisan 2001 Turkuaz
Ufak bir sosiyal tarih tahlilini havî bir mekaale–i müfîdedir; arz edeyorum! 8 Nisan 2001 Turkuaz
Yıkılmadık ey kaari; Ayakdayız çok şükürdür! 18 Mart 2001 Turkuaz
"Süleyman Beğ'i ziyaret turları"na iştirak caiz midir meselesi hakkında değildir 4 Haziran 2000 Turkuaz
Aziz kaariilerime, dahiliye vekiline ve fitboldan hazetmeyen muharrirlere iykazımdır! 28 Mayıs 2000 Turkuaz
Bu gidişle va'z ü nasiyhat etmeğe elde ahali kalmaz bilesiniz aziz Diyanetçiler! 7 Mayıs 2000 Turkuaz
"Kaari" mertebesine terfi etmek isteyen "okuyucu"larıma öğüttür 30 Nisan 2000 Turkuaz
Binaenaleyh tavukları iyi yemleyiniz kaarilerim, karanfilleri eyi sulayınız 16 Nisan 2000 Turkuaz
Arama - Bütün yazılarda arama yapayım
:
Muhbir - Yazı eklendiğinde haberim olsun
:
Valid XHTML 1.0 StrictValid CSS!Opera Friendly!Firefox Friendly!Netscape Friendly!Internet Explorer Friendly!Valid RSS 2.0