Esasen daha evvelce bu husustaki kanaatlerimi serdeylemiş idim fekat bir kaari, şiire dair ne düşündüğümü merak etmiş; şiiri sever mi imişim, şiir yazmış mı imişim, hangi şairleri tutar imişim felan festek...
Sizlere abes gibi gözükebilür fekat bu kaari, çok esaslı sual tevcih etmiştir; buna bir nevi "yoklama macunu" veya kim "zarf atmak" dimek de muhtemeldir. Niyçün deyeceksiniz? Efendim, bir şahsın şiir hakkındaki görüş ve zevklerini öğrenmek suretiyle çok mânidar bir karakter sınaması yapmış olmak mümkin; şahsan kendim olarak bu sınamayı çok tecribe etmiş ve her defasında aldığım netiyceden memnun kalmışımdır bizzat. Zevkler ve bâhusus zevk ıskalası, şahsiyyeti ifşâ eder. Meselâ "yahşi yiğit yâreninden belli olur" sözü, arkadaş hususundaki zevkin ve tercihin sınanması mealindedir. Netekim kaldırım şairlerini seven ile şekerleme kâatlarından çıkan mani cinsi nazım mâmullerini seven adam farklı tabiatler gösterir. Kimisi nesirde şiir lezzeti bulur, kimi de Divan şiirinden telezzüz eder.
Ben bizzat hiçbir şairi sevmem ve tutmam; zira kim bu taife, akıllarını, kafataslarını lâakal iki–üç metro yokarıda gezdirirler ve bu yüzden sık sık akıl nezlesine dûçar kalırlar. İmdi tahmin edeyorum ki kaarilerimden haylicesi, "ne demek efendim, biz de vaktıyla şiir yazdık idi, el'an da şiire muhabbetimiz vardır" deyu yerlerinden uğrayuben sukuut–ı hayale düşeceklerdir. Sakin ol ey kaari–i güzin; sakin ol ve lafın hitamını dinle!
Ey ihvanlar, evvelce şoracığa derc ettim idi lâkin unutulmuş: Şiir, bir kâada alt alta sıralanan mısraların mecmuundan ibaret değildir; bil'akis şiir, hayatın her aksamında, her tavır ve elfazda, her müessesede ve her işte tezahür eden yüksek bir bedii heyecanının şimşeklenmesidir ki sehven şairlerin inhisarına terk olunmuştur; işte benim şahsan şiire münaferetimin esbabı, bu yanlış telakkiyi tashih ile asıl rayına oturtmaklığa matuftur. Şiirin sadece kâada alt alta sıralanan mısralardan ibaret olduğu vehmidir ki şu melmeketin kaldırımlarında bir "şair"e toslamadan iki adım yol yürünmez olmuştur. Bilhassa gençler şiire pek düşkün olayorlar! Yahu ey nesl–i şebâb, çoğunuz daha ana lisanının imlasına güç yetiremez ve mesela şu fakiyrin en hercai mekaale–i müfidesini dahi lugaat–ı Naci'nin dallarını kırmadan okuyamaz halde iken, nasıl olayor da bir oturuşta ikibuçuk porsiyon şiir tahrir edebiliyorsunuzdur ki şayan–ı hayret bir keyfiyettir!
Bizim memurîn takımında gizli işsiz mebzûl olduğu içün, bunlar meyanında da pek çok kadr ü kıymetleri bilinmemiş "şairler" yatar. Gün geçmez ki bunlardan birinin diliyle dodaklarını yalaya yalaya kaleme aldığı veciyzelerden birisi, bolvarlara dövüz tarzında iri harflerle yazılmış olmasın? Meselâ, ol yevm tirafik haftasına denk düşer ise, "Kes gazını / Ağlatma el kızını" veyahut kim, "Evlerinin önü mangal tahtası / Hoş geldin tirafik haftası" gibi garabetler! Ertesi gün aşı haftası ise, "Eğer vaktinde olmazsan aşı / Gayrı ömrünce karnını kaşı" fülan. Bu milletin kaafiye düşürme merakı tohaftır; halbosam ki şiirde kaafiye, ancak pek müptedilerin tercih ettiği bir yol olup, kaafiyesiz yazanlar dahi "selbes şiir yazıyorum" kavliyle çamdan kavaktan asmalar budamakta ve birkaç nim–akıldan ibaret küçük sosiyetelerinde birbirlerini "böyük şairsin azizim" iltifatıyla gaza getirip durmaktadırlar.
Bakınız açıkça şoracığa derc eyliyorum; ben kendim bizzat bu gibi ucuzluklara tehammül edemiyorum; vâkıa sevdiğim ve takdir ettiğim birkaç şair vardır fekat hepisi de dâr–ı bekaaya irtihaal eylemişlerdir ve esasen evliya gibi adamlar idi: E, Hazret–i Fuzuuli'ye, Yuunis Emre'ye lâf yoktur bittabii. Divan şairlerinden dahi çerçevelenecek karatta birkaç mısra–i berceste te'lif edenler çıkmıştır fekat bir gazeli lâyıkıyla dolduranına şahsan ben tesaadüf etmedim; bu işleri İskender Palavizade refiykim daha eyi bilir, kendisinden sual ediniz netekim.
Ara sıra canım turfanda şiir çektiğinde, iki taş bir baş oturup yazıyor ve bizzat kendim kıraat ile manevi gıdamı aldıktan sonra kaldırıp atıyorum aziz da'va arkadaşlarım. Sizler de birer Recai olabilse idiniz şüphesiz öyle yapar idiniz fekat nerede bilader?
Haydi haydi, evvela melmeketi kurtaralım, bilahire bir iki satır şiir yazıktırmanıza müsaade ederim belkidir.
Recai Güllapdan, Turkuaz, 20 Mayıs 2001, Pazar
Bütün YazılarSonraki YazıÖnceki YazıWord Dosyası Olarak İndir| Başlık | Tarih | Mecmua |
|---|---|---|
| Birkaç kaari meyiline alenen cevabımdır | 13 Mayıs 2001 | Turkuaz |
| Kaari kaaridir; muharrir de muharrir bilader! | 6 Mayıs 2001 | Turkuaz |
| Ey kaari ibretle bak: Akıbet kara toprak!.. | 29 Nisan 2001 | Turkuaz |
| Hiaayyt; işte meydan; çifter çifter buyurunuz netekim! | 22 Nisan 2001 | Turkuaz |
| Acaba şahsan ben bir "acan pırovokatür" mü idim? | 15 Nisan 2001 | Turkuaz |
| Ufak bir sosiyal tarih tahlilini havî bir mekaale–i müfîdedir; arz edeyorum! | 8 Nisan 2001 | Turkuaz |
| Yıkılmadık ey kaari; Ayakdayız çok şükürdür! | 18 Mart 2001 | Turkuaz |
| "Süleyman Beğ'i ziyaret turları"na iştirak caiz midir meselesi hakkında değildir | 4 Haziran 2000 | Turkuaz |
| Aziz kaariilerime, dahiliye vekiline ve fitboldan hazetmeyen muharrirlere iykazımdır! | 28 Mayıs 2000 | Turkuaz |
| Bu gidişle va'z ü nasiyhat etmeğe elde ahali kalmaz bilesiniz aziz Diyanetçiler! | 7 Mayıs 2000 | Turkuaz |