Recai Güllapdan.net

Evvelâ usûl bilader, evvelâ usûl!

"Yazmayım, yazmayım" diye kendime telkin ettimse de duramadım; ey azizler elmalar ile armutlar cem'edilerek hesab yapılmaz; bunu herkes bilir laakin ekseriyya elma ile armudu cem'ettiğini farkedemez.

Efendim, saabık dahiliye vekili gibi rumuz ile konuşmaya hacet yoktur; sadede geleyorum. Tevafukan saabık dahiliye vekilimiz buyurmuş ki, "Eğer tarihin derinliklerine bakılsa idi İzmit istasiyonundaki Ali Kemal'i, eğer insanoğlu eyi bilebilse idi, ülkesi ve halkı aleyhine asla ve asla söylemde ve yazılımda bulunmaz idi" fülan. Filhakika Tantan Beyefendi amme efkârının takdirine mazhar, dürüst bir siyasetçi olarak mâruftur fekat dürüstlük veya naamuskârlık, demek ki elma ile armudun cem'edilmesine maani olamayor imiş; ibrettir bahusus!

Saabık dahiliye vekili, gaaliba bazı mediya patıronlarına öfkelenmiş olmalıdır ki, mutadı olduğu üzere "hurûfîler" gibi mecazlı, kinaayeli ve sûreta bakılıcak kuş dili gibi görünen garib bir elfaaz ile tekellüme devam edeyor. Ezcümle deyor ki, "Vaktiyle Ali Kemal diye bir erbâb–ı kalem var idi ve bu zat, Milli Mücadele esnasında şahsi içtihadı itibariyle aleyhte mekaaleler tahrir ettiği içün, İslâmbol'un Milli Kuvvetlerce istirdadına karîb günlerde Ankara hökümatının bazı me'murlarınca tıraş olduğu berber dükkanında derdest edilerek Ankara'ya celb edilir iken, Sakallı Nureddin Paşa nâm bir Milli Mücadele komandanının tahrik ve mârifetiyle İzmit istasiyonunda tirenden indirülüb, galeyana getirtilmiş bir kalabalık tarafından linç ettirilerek sallandırıldı idi. Netekim ibret alınız da akibetiniz buna benzemesin felân festektir."

Karşıdan bakılıcak gaayet zekiyce bir keşif, çok mahîraane bir teşbih imiş gibi görüneyor fekat kaş yapayımdır der iken göz çıkarmanın dikâlâsıdır. Zira ey azizler bu linç hadisesi, Milli Mücadele tarihimizin en elîm sahifalarından biridir ve zırt–pırt açılmasa eyi olur. Ali Kemal Bey, Türk edebiyat ve lisânına, fikri hayatımıza hıdmetleri geçmiş bir kalem erbabı idi. İsteyenler Ruşen Eşref Bey merhumun "Deyorlar ki" isimli muhalled eserinde, müşarünileyhle yapılmış mülakata şööle bir nazar–ı dikkat atfederek fikir sahibi olabilirler. Keza merhum, devr–i Mütareke'de Dahiliye vekilliği yaptığı gibi, kazatacılık tarihimizde de kalemiyle mühimce bir yer işgal eder. Ey ahiler, şimdiki mediya patıronlarının dava vekilliğini deruhte edecek değilimdir fekat Ali Kemal Bey bir kazatacı–muharrir olarak fikri içtihadında yanılmış idi; netiyce itibariyle içtihadında hataya düşenleri bugüne değin İzmit istasiyonunda linç edecek olsa idik, o mevkii bugün Karacaahmet'e rahmet okutacak kesafette bir kabristan olur, İzmitliler dahi içtihadında yanılan kazatacıları linç etmekten çoluk–çocuk sahibi olmaya vakıt bulamazlar idi. Bu feci bir sahifadır ve açılmasa eyi olur. Ali Kemal Bey, her medeni nizamda cereyan ettiği üzere adam gibi muhakeme edilse idi, Milli Mücadele tarihimiz bakımından daha eyi olur idi. Kaldı ki bugünün liberal hukuk doktirini nokta–i nazarından fikir cürmü diye bir mefhum bulunmamaktadır meselâ.

O tarihte mesela Falih Rıfkı Bey, Yakub Kadri Bey bir kazatacı olarak Ankara hökümatına taraftar idiler; Ali Kemal Bey muharrirlik kudreti ve edebi kalita zaviyesinden anlardan geri değil idi. Talihin böyle acı cilveleri vardır; işler tersine gitse idi belki de Falih Rıfkı Bey Sapanca istasiyonunda parçalattırılır idi laakin netiyce itibariyle mahkemesiz şahitsiz adam linç etmek ayıbı da bizimle kalır idi.

İmdi bu lâf, lâf mıdır ki Tantan Bey, aslını astarını bilmeden konuşup kaş yapar iken göz çıkartayordur? "Mediyacılar mes'uliyetini müdrik olmalıdır" demek ister iken Ali Kemal meselesini açmanın yakışığı yoktur; herkes bildiği işlerden bahsetsindir vesselâm yahu!

Bitmedi; ayrıca şu, "... Ülkesi ve halkı aleyhine asla ve asla söylemde ve yazılımda bulunmaz idi" garabetine nazar–ı dikkatinizi celb eylerim. Bilader "saabık" da olsan, mazlum da olsan, Hakperest de olsan Türkçeyi adam gib tasarrufa mecbursun; elma ile armut dediğim işte budur netekim! Söylem ve yazılım ne demek Tantan Bey? Haydi deyelim ki "söylem" nerede ise "galat–ı meşhur" oldu da bilen–bilmeyen sarfedip gitmededir; be bilader, "yazılım" nereden çıktı? Benim mâlumat–ı naaçizaanemce yazılım, bugün betahsis kompüter pırokramlarının inşasında müracaat olunur bir taabirdir. Şuna adam gibi "konuştuğunuza ve yazdığınıza dikkat edin" dise idiniz, yaldızlarınız mı dökülürdü yani?

Onu bunu bilmem; ben elma ile armudu ayrı ayrı cem'etmek taraftarıyımdır şahsan. Tarih mâlumatını, aziz Türkçemizi yarım–yamalak tasarruf eden bir siyasetçi gün gelir de benden rey taleb ederse bilinsin ki zırnık bile vermem. Esasen bu melmekette dürüstlük ve naamuskârlığın en böyük ve yegâne meziyyet haline gelmesi dahi pek vahimdir; eskiden "namuslu olmak esasen vaziyfeniz, daha daha ne meziyyetleriniz var aceba?" diye merak olunur idi ve işin doğrusu da netekim budur!

Tantan Bey, bu kabil "söylem ve yazılım" ile fazla mesafe kat'idemez kanaatindeyimdir; evvelâ usûl bilader, evvelâ usûl!

Recai Güllapdan, Turkuaz, 17 Haziran 2001, Pazar

Bütün YazılarSonraki YazıÖnceki YazıWord Dosyası Olarak İndir
Bu Yazıdan Önceki Son 10 Yazı
Başlık Tarih Mecmua
Bir Cim Bom maçı seyretmekliğimin muhtasar hikayesidir 10 Haziran 2001 Turkuaz
Küçüksuda gördüm sizi; Köfte-piyazdan bildim sizi! 3 Haziran 2001 Turkuaz
İrfan Bey'in nasıl pırovokasyona geldiği beyanındadır 27 Mayıs 2001 Turkuaz
Şuara takımını alnından kaşımak babındandır 20 Mayıs 2001 Turkuaz
Birkaç kaari meyiline alenen cevabımdır 13 Mayıs 2001 Turkuaz
Kaari kaaridir; muharrir de muharrir bilader! 6 Mayıs 2001 Turkuaz
Ey kaari ibretle bak: Akıbet kara toprak!.. 29 Nisan 2001 Turkuaz
Hiaayyt; işte meydan; çifter çifter buyurunuz netekim! 22 Nisan 2001 Turkuaz
Acaba şahsan ben bir "acan pırovokatür" mü idim? 15 Nisan 2001 Turkuaz
Ufak bir sosiyal tarih tahlilini havî bir mekaale–i müfîdedir; arz edeyorum! 8 Nisan 2001 Turkuaz
Arama - Bütün yazılarda arama yapayım
:
Muhbir - Yazı eklendiğinde haberim olsun
:
Valid XHTML 1.0 StrictValid CSS!Opera Friendly!Firefox Friendly!Netscape Friendly!Internet Explorer Friendly!Valid RSS 2.0