Recai Güllapdan.net

Mektebin bacaları; ders verir Recaileri!

Geçtiğimiz pazar günü meşgul idim; kazata kıraatına vakıt tahsis edemedim idi; bahar eyyamındaki kaba yel esintisi damdaki bacayı hasara oğratmış.

Sabahleyin çıkub bir keşifte bulunayım deyu yekindim, baktım ki hasar bizzat onaramayacağım derecede vahim değildir. Fekat ey azizler, değmişti değmemişti der iken vakit ikindiyi geçivermiş. Üstümü başımı temizleyim, şöyle bir yaykanıp insan suretine bürüneyim derken akşam oldu. Ertesi sabah Konduracı Faruk kapıya dayandı; elinde dünkü kazata,

–Yahu hayırdır, bu saatte diyecek oldum.

–Hele sen semaveri tutuşturuver Recai Bey, senin dünyadan haberin yok; elâlem mektep açıp çatır çatır talebe okutur iken, siz damlara tırmanıp baca tamiriyle oğraşın bakalım diye bir hışımla içeri girdi. Fesübhanallah! Faruk kolay kolay kızmaz, aceb ne oldu diye düşünür iken iki koldan sofrayı donatıverdik. Dostumun şerefine bir köşede sakladığım pastırmayı çıkarıp doğrayım dedim; "hava sıcak, yaramaz" diye mani oldu. Kahvealtı esnasında mâlumum oldu ki ismimi galât telaffuzda musırr bir refiykim, şahs–ı şerifimi bizzat Helmi Bey'in sanat tarihi ve filozofi mevzuunda dersler takrir eyleyeceği bir yaz mektebine davet edeyor imiş! Faruk deyor ki,

–Görmüyor musunuz Recai Bey, alenen "oku da gel" demeye getiriyor fülan!

Elhamdülillah şahsan olanca zekâvetimi ve dahi bilcümle intuition melekelerimi bilfiil mektepsiz yetişmiş olmama borçlu bulunduğumu alenen beyan ile müftehirimdir. Mekteb matah bir şey olsa idi eyyam–ı şebâbetimizde tevessül buyurur idik netekim. Aziz kaari, ben şahsan vaktiyle mekteb olmadığı içün değil fekat bilakis sergüzeşt–i hayâtı bizzat yüzünden tâlim eylemek tercihinde berkarar olduğum içün mektep tahsilini bile isteye isteye ihtiyar etmemişimdir. Şööle bir bakayorum da bilcümle ahbâb–ı yâranım bizzat kendi şahsım gibi mektepsiz veyahut kim erkenden ayıkarak mektebi arka kapılarından terkeden eşhasdan müteşekkildir. Pekey aceba ben kendim olarak bizzat bir maarif aleyhtarı mıyımdır netekim? Hâşâ! Sizler okuyunuz yazınız, mekteplere gidiniz ey kaari–i güzin! Benim vaziyetim sizlerinki ile bir değildir. Meselâ yüksek yerle "saika savar", nâm–ı diyger paratönerler dikilir ki semâda husûle gelen elektirik şerrârelerini cezbederek umuma bir ziyanı dokanmasındır. Binaenaleyh herkesin paratöner takınması lâzım değildir. Biz vaktiyle mektebe gitmemiş isek keyfimizden değil fekat, ammenin menfaati ve bâhusus zihni seadet ve selâmeti içündür felan festek.

Netiyce itibariyle Konduracı Faruk Usta'yı teskin vaziyfesi yine şahs–ı şerifime terettüp etti; ona Hazreti Ali kerremallahu veche'nin "İlim bir nokta idi fekat onu cahil cühelâ teksîr eylediler" sözünü hatırlattıktan ba'de, "mahzun olma Faruk Usta; ben şahsan mahzun değilimdir" dedim idi. Bu arada Ziraat vekilini alenen pırotesto edeyim zira bu seneki biberlerin heç tadı yoktur; üzerlerinde kösele gibi kalın bir zar tabakası ile manavlara tevzii olunayorlar; kezâ tarla tomatesi denilen devr–i seadet zebzesi dahi sır olup göğe çekilmiştir. Şol memlekette adam gibi bir biber kızartması, bir tomates salatası yiyemeyecek isek, bi sürü para harcayıp vekil tutmağa ne ihtiyaç vardır bilemem. Kendisini iykaz edeyorum; bu iş âcildir.

Her ne ise, baktım Faruk meyus olayor. Tam o esnada kafamda ani bir şimsek parıldaması hâsıl oldu (Cemiyyetin siper–i saikası mevkiindeki insanlarda böyle şerrârelenmeler olur; tehevvüre kapılmayınız, bize zararı dokanmaz!). Dedim ki, "yahu Faruk Usta, biz niyçün bir yaz mektebi küşat etmeyoruz bilakis?"

Fikir pek rânâ idi. Derhal Faruk'un pide getirirken ekmekleri sardığı kazatanın boş yerlerinden bilistifade pilan–piroceye koyulduk. Mektep binası olaraktan Faruk'un dükkanının yan tarafındaki ardiyeden istifadeye karar verdik. Çaycı Şükrü'den sekiz–on tahta iskemle tedarik etmek güç olmayacak idi. Ders saatleri itibariyle esnaf arkadaşların da bu hıdmetten feyziyâb olabilmesi içün ikindi ile akşam mâbeyni ve yatsudan sonrası tesbit olundu. En az zorlandığımız kısım ise müfredat idi. Ben kendi şahsım olaraktan "dülgerlik ve harici diplomatik muvazeneler" nâmıyla bir ders takririni, Faruk ise "Esnaflık âdâbı ve zerdeli pilav pişirme"mevzuunda bir seminer yörütmeyi kararlaştırdık. Esasen adam olana bu iki ders yetip de artar idi fekat muhtevayı zenginleştirmek içün Bolşevik Osman Bey'in, "İslâm akaidinin ince mes'eleleri", Çaycı Şükrü'nün ise "Çay demleme san'ati ve fitbolcu tiransferinde UEFA kaideleri nasıl istismar olunabilir?" vâdilerinde ders takrir etmelerinde beis görmedik.

Bu sene vakıt geçti fekat seneye aziz kaarilerime de hıdmet virebilecek tarzda geniş bir yaz mektebi tesisine niyet etmiş bulunayoruz. Yerlerinizi daha şimdiden behleyiniz aziz kaarilerim. Tabiiy pek ısrar ederler ise İrfan Bey'e dahi, "Bodurum'da nasıl eza çekilür ve Dı Marmara Kıraathanesi'nde nasıl telef olunabilir" bahsinde bir seminer açmayı müzakere edebiliriz; doğrusu pek renkli olur yahu!

Recai Güllapdan, Turkuaz, 1 Temmuz 2001, Pazar

Bütün YazılarSonraki YazıÖnceki YazıWord Dosyası Olarak İndir
Bu Yazıdan Önceki Son 10 Yazı
Başlık Tarih Mecmua
Bir kısım okuyucuyu i'tabımdır 24 Haziran 2001 Turkuaz
Evvelâ usûl bilader, evvelâ usûl! 17 Haziran 2001 Turkuaz
Bir Cim Bom maçı seyretmekliğimin muhtasar hikayesidir 10 Haziran 2001 Turkuaz
Küçüksuda gördüm sizi; Köfte-piyazdan bildim sizi! 3 Haziran 2001 Turkuaz
İrfan Bey'in nasıl pırovokasyona geldiği beyanındadır 27 Mayıs 2001 Turkuaz
Şuara takımını alnından kaşımak babındandır 20 Mayıs 2001 Turkuaz
Birkaç kaari meyiline alenen cevabımdır 13 Mayıs 2001 Turkuaz
Kaari kaaridir; muharrir de muharrir bilader! 6 Mayıs 2001 Turkuaz
Ey kaari ibretle bak: Akıbet kara toprak!.. 29 Nisan 2001 Turkuaz
Hiaayyt; işte meydan; çifter çifter buyurunuz netekim! 22 Nisan 2001 Turkuaz
Arama - Bütün yazılarda arama yapayım
:
Muhbir - Yazı eklendiğinde haberim olsun
:
Valid XHTML 1.0 StrictValid CSS!Opera Friendly!Firefox Friendly!Netscape Friendly!Internet Explorer Friendly!Valid RSS 2.0