Recai Güllapdan.net

Hariciye muharrirlerine ibrettir: Tahlil netekim işte böyle olur!

Bizim Zaman kazatasında harici siyaset muharriri çok; hepsi de dünya ahvalinden haberdar, fevkalade müteyakkız ve ehil delikanlılardır ve esasen onlar durur iken şahsan benim bu gibi mesaile karışmaklığım zaiddir; fekat ey azizler müsaade buyrunuz, içimden geldi; bir tahlil de ben yapayımdır bre!

İmdi bu müdhiş tedhiş hadisesine baktığımızda ne göreyoruz; (belî farkındayım, "müdhiş" ile "tedhiş" yan yana geldiğinde Firenk tabiriyle kakafoni olayor; fekat siz burada mânâyı nasıl te'yid ve takviye ettiğine dikkat kesiliniz!) evet, ne göreyoruz? Meselenin zahiri sebebi Filistin nam yer ki, bizim Kırşehir vilayeti kutrundaki mıntakanın üleşilememesinden ibarettir. Yahu Cenab-ı Hakk'ın arzı geniş deyip geçemeyorsunuz. Bu mıntakanın mukaddes olduğu yolundaki i'tikadlerden nâşi geçtiğimiz asırda İslâm dünyası ile Garb'dan yüz bulan Yahudi dünyası birbirine girdi. Filistin'in Müslüman ahalisi, nâhak yere işgale oğradıkları ve yurdlarından koğuldukları içün kıyâma yeltendiler idi. Buna mukabil Yahudiler aradan geçen ikibin küsür seneden sonra, "buralar zaten bize Kitab-ı Mukaddes'in va'dettiği yurd idi" mütalaası ile Filistinlilere ezadan geri durmadı. Filistinliler ise bu meseleyi bir İslâm-Garb (Amerika) muarazası şekline tahvil ederek küçük çaplı tedhiş faaliyetleri ile seslerini duyurmaya çalıştılar idi. İmdi bu nizâ, takriben elli seneden beri devam edip duruyor; bundan ba'de ne kadar süreceği ise belli değildir. Bu nizâda Garp dünyası, başta Amerika olmak üzre Yahudileri tutar iken Arablar ve âlem-i İslâm ise Filistin ehalisini destekleyor. Netiycede bu çekişme bir İslâm-Garb mücadelesi haline büründü ki esas tehlike budur.

İşte ey azizler şu günlerde Amerika'nın oğradığı felaketten ötürü kısmen dahi olsa bazı Müslümanları itham etmesinin, buna mukabil haberi işidicek bazı Filistinli gaafillerin sokaklarda zil takıp oynamasının ardında işte bu gibi sebepler bulunayor. Netiyce itibariyle ne olayor? Milyonlarca insan, hiçbir dahli bulunmadığı halde bu nizâ etrafında kendiliğinden taraf haline gelüben karşılıklı kin ve adâvet hisleri kamçılanayor. Bugün içün ortaşark (yani Ortadoğu ve Arabî tâbirle "Şark'ül evsat") meselesi denilen şey işte budur. (Şoracıkta iftiharla derc edeyimdir ki, hiçbir hariciye muharriri bugüne değin bu meseleyi şööle kısa bir tarzda hülâsaya muvaffak olamamıştır).

Zulüm zulümdür ey azizler, Allah yapanın yanına komaz ve lâkin insanlar ekseriya arzın ebedî sahibi imiş gibi pire içün yorgan yakmaktan çekinmeyerek zulmü teksîr edeyorlar. Sanki Cenab-ı Hak Rûz-ı mahşerde Filistinli Arabları ve Yahudileri herkesten evvel sigaya çeküb, "Niyçün bu mıntakaya sahip çıkamadınız?" diye hesap soracaktır! Bu tuhaf misâli şunun için derc ettim idi ki, biz insanlar çoğu zaman "Allah'ın rızâsı nedir; nerededir; Allah bizden ne ister?" sualine iğri-büğrü cevaplar vermeye kalkışayoruz. Yahu ey Sam Aleyhisselam'ın oğulları; dünyevi bir nizâyı bir din nizâsı haline getirmezden evvel şöyle bir düşününüz: Mülk'ün ezeli ve ebedi sahibi kimdir? Cenab-ı Hak, tabir-i âmiyâne ile birbirine "emmiuşağı" derecesinde sıhren yakin bu iki taifeden birine niyçün üstünlük vermiş olsundur? Rabbim şüphesiz bu iki taife ile beraber bütün insaniyetten kendisinin yegâne Mâbud olarak tanınmasını, emrine inkiyad edilmesini, şirke düşülmemesini ve dünyada zulm ve fitnenin uyandırılmamasını ister.

İmtihandan geçiyoruz bire gaafiller; sizin imtihanınız da bu daracık arz parçasıdır. Hal böyle iken hâşâ Rabb'imin vaadinin yerine gelmesi, bir kısım Arab veya Yahudi'nin gayretine kalmış gibi niyçün didişirsüz? Yeryüzü bütün mü'minlerin namazgâhı değil midir? Âdem oğulları, Şeyh Sâdi'nin buyurduğu gibi birbirini tamamlayan bir vücudun muhtelif uzuvlarından ibaret değil midir?

Aziz kaarilerim, her kavmin ve her nefsin bir sebeb-i imtihanı var; herkes kendi imtihanına baksın: Kendini, Allah nâmına yeryüzünde Allah'ın silahlı kuvvetleri imiş gibi görmekten vazgeçsin. Hepimize ölüm var ve "Efendimiz"in buyurduğu üzre ölüm çetin bir kapıdır. Dünya işlerine hiç bulaşmamak kadar onunla lüzumundan fazla elakadar olmak da şirkten bir cüz'dür. Cenab-ı Hak bizi yeryüzünde tevhid ve sulhü tesis edelim diye imtihan edeyor; halbusa yeryüzünde fitne ve zulüm çıkarmak ne kadar da kolaydır!

Rabbim içimizdeki beyinsizler yüzünden cümlemizi helâk etmez inşaallah!

Recai Güllapdan, Turkuaz, 16 Eylül 2001, Pazar

Bütün YazılarSonraki YazıÖnceki YazıWord Dosyası Olarak İndir
Bu Yazıdan Önceki Son 10 Yazı
Başlık Tarih Mecmua
Hamamözü bahçelerinden erik sirkat ettiğimizin hikayesidir 9 Eylül 2001 Turkuaz
Kafamın döşeme tahtaları niyçün acaib sesler çıkarayor? 19 Ağustos 2001 Turkuaz
Savulunuz; medeniyetin müdafii "Asrî Battal Gaazi" geleyor! 12 Ağustos 2001 Turkuaz
Ey kaari-i güzin, yâre-i vatanın melhemi belki de sabırdır! 5 Ağustos 2001 Turkuaz
Yenilikçiler hakkındaki mütaleamdır! 29 Temmuz 2001 Turkuaz
Sarmısak dedim de aklıma geldi... 22 Temmuz 2001 Turkuaz
Başvekil tek başına, Kızılay'da karşıdan karşıya geçebilir mi hakkındadır 8 Temmuz 2001 Turkuaz
Mektebin bacaları; ders verir Recaileri! 1 Temmuz 2001 Turkuaz
Bir kısım okuyucuyu i'tabımdır 24 Haziran 2001 Turkuaz
Evvelâ usûl bilader, evvelâ usûl! 17 Haziran 2001 Turkuaz
Arama - Bütün yazılarda arama yapayım
:
Muhbir - Yazı eklendiğinde haberim olsun
:
Valid XHTML 1.0 StrictValid CSS!Opera Friendly!Firefox Friendly!Netscape Friendly!Internet Explorer Friendly!Valid RSS 2.0