Recai Güllapdan.net

'İlle de Realizm' diye tutturanlara hitaben derim ki, buyrunuz bakalımdır!

İşbu sütunlarda dercolunan bir kısım tasvirlerim hakkında daha evvelce lüzumlu mâlumatı takdiym eylemiş idim; tekrarından içtinâb eylerim fekat ara sıra hatırlatmak icâb edeyor; ey azizler, şol tasvirlere nazar eden bir kazata okuyucusu zanneyler ki bu âdemoğlu siz bilemediniz kırk-elli kilo civarında, ince, nahif yapılı, halim-selim bir kalem efendisidir!

Şahsan ve bizzat benim içün sizlerin böyle tahayyülde bulunmasında mahzur görmeyorum lakin “ille de realizim” diye tutturan okuyucu takımı içün ciddiyetle ihbar ederim ki hakiki vaziyet, maddi ve mânevi unsurlar itibariyle zanneylediğinizin lâakal iki mislidir.

Meselâ kazatanın kitab ilâvesinde bir takım elegeçmez, fevkalhad derecede mühim ve şifâyâb mekaale-i müfideler kaleme almış olmaklığımdan çıkaracağınız netiyce, muharririn gemi azıya almış bir sûrette kitab okumaktan, evinde kitab bulundurmaktan ve her sözünde kitâbi lafızlar tasarrufundan haz eden bir muhterem zat bulunduğu civarlarında temerküz edecektir. Kaarîlerim esasen gaayet eyi bilirler ki ben bizzat bu türlü hüsn-i zan ve kanaatlerden ârî ve berîyim. Kafa itibariyle daha mes’ud bir nesle müntesib olmaklığım hasebiyle lüzumundan fazla kitab bulundurmayı, kıraati ve kitab sohbetinde bulunmayı lüzümsuz telakkiy eylerim. “Peki ya niyçün biz kitapseverlere hitabta bulunarak vaktiniz israf eyliyonuz?” tarzındaki istifham ve suallere samimi cevabım, elbette ki sizleri tenvîr ve hayat-ı hakiykiyye hakkında mâlumatdar bulundurmaktan ibarettir. Bakınız beşeriyetin pek mühim, hatta aded itibariyle temamına yakın bir ekseriyyeti kitap felan kıraatine hâcet görmediği gibi bilakis her nevi entellektüel fealiyetden uzak durmak sûretiyle kafaca sâlim bulunmalarını taht-ı emniyyete almaktadırlar. Eğer ekseriyyetin bir mânâsı var ise, bu rakkamın dahi ciddiye alınması lüzumunu ehemmiyetle ihtar eylerim.

Fekat sizler yine de bana aldırış etmeyerek kitab muhibbi olmaya devam ediniz ey azizler; kitaplar insanı netiyce itibariyle mahzun ve mükedder bir hâlet-i rûhiyeye büründürürler; beşerin bir kısmı ise “n’olacak bu dünya ahvali, ya n’oolacak bu Türkiya’nın gidişatı?” gibi suallerle ömür boyunca mide ekşimesine, ülser, gastirit gibi rahatsızlıklarla hemhâl olup fikri izdirab duymaktan telezzüz ederler.

İmdi hulûs-i kalb ile i’tiraf eylenüz: Siz hiç bir kitab ilâvesinde “okuyup-yazmak adamı ülser eder; behemahal uzak durunuz” tavsiyesinde bulunan bir muharrir gördünüz mü idi?

Elbette ki haayırdır! Pekey niyçün bu nokta-i nazar üzerinde hassasiyetle ısrar etmekteyim; tuhaflık olsun diye midir?

Yine haayır ey azizler, yine haayır; elli defadır buralarda derc ettim idi: Maksad-ı mahsûsum sizleri tenvir ve irşâd eylemektir. Vakıa siz irşâd olsanız da olmasanız da benim şahsan izzet ve itibarımdan bir şey eksilmez velâkin size yazık olur. Bir düşünün ey azizler, her gün kıyamet kadar kitab neşrolunuyor; Türkiye gibi ecnebi memleketlerine nisbetle az kitab neşrolunan bir yerde bile bu rakkam, gemi azıya alarak ardından takiyb olunur, bilahire hakkından gelinir bir mâhiyetten çıkub haddinden ziyade tezâyüd etmiştir. Bunca neşriyatı takibe ne para, ne zaman, ne de göz nuru kifayet eder; üstelik muharrirler umum itibarla işleri olduğundan daha kötü göstermek suretiyle san’at serdine meyyâl bir takım zenaat erbâbıdır. Ortalıkta eyi muharrirle kötüsünü ayırdedecek bir müşir cihaz olsa ne âlâ. Bir düşününüz, kitabın faidelisini muzırrından, muharririn eyisini kötüsünden tefrik edecek derece tecribe sahibi olayım diyene kadar ömrümüzün kaç senesi hebâ olup gideyor?

Yazık değil midir?

Buyrunuz netekim yeri gelmiştir, bir Bektaşi kıssası nakledeyorum:

Baba erenlerin birine demişler ki, “Huu erenler, eyisin hoşsun fekat mintanın ne kadar kirlenmiş?” Erenler demiş ki, “Ne olmuş kirlenmekle?”

“E” demişler, “Kir kötü bir şeydir; fena görünür, fena kokar, insanlar bundan müteneffir olurlar.”

“O size öyle geleyor fekat diyelim ki yıkadık” demiş Bektaşi, “Nasılsa yine kirlenmeyecek midir şol mintan?”

“Elbette kirlenir yahu” demişler, “Kirlenince bir daha yıkarsın”

“Yoo” demiş bizimki, “Ben bu dünyaya mintan yıkamaya gelmedim; daha mühim işlerim olsa gerekdir!”

Ey azizler, bizim hayatta en mühim vazifemiz eyi muharriri kötüsünden tefrik etmek midir? İşte şoraya yazıyorum, bu merak adamı hasta eder, midesini deler ve canından bezdirir vesselâm.

“Pekey Recai Efendimiz; kitab kıraat etmeyelim, fekat bu gibi faideli nasiyhatleri ve malumatları nireden edinelim?” diye merak etmeyiniz; su yolunu bulur, iş olacağına varır denilmiştir. Bakınız ben şahsan bu gaayet mühim ve faideli nasiyhatleri aceba hangi üniversitenin kürsüsünde senelerce direkt çürüttükten sonra, hangi kütüphanelerin tozlu dehlizlerinde günlerce sarf-ı mesai ederek derlemişimdir acaba?

Efendim bu fasıl uzar gider; lâyık olanlar elbette şoracıkta dercettiğimiz ince meşaza âgâh oldu ve leblebiyi leb demeden kapıp istifâde etti. Ben size bugün asıl, düğünlerde, bayramlarda belindeki silahı çekip sağa sola endaht eylemekte vahşi bir lezzet bulan ve edindiğim mâlumata nazaran bir kısım muhitlerde hâlâ insan fasilesinde sayılan canlı nev’i hakkında tenvirâtta bulunacak idim fekat yer kalmadı. Ziyanı yoktur. Ânın yerine dercettiğim nasiyhat daha elzemdir. Kadr ü kıymetini bilinüz. Fursat olursa, vaktiyle düğünde silah endahtında bulunan bir yaratığın kârını nasıl itmâm eylemiş bulunduğumu da hikâye ederim inşallah.

Recai Güllapdan, Kitap Zamanı, 4 Eylül 2006, Pazartesi

Bütün YazılarSonraki YazıÖnceki YazıWord Dosyası Olarak İndir
Bu Yazıdan Önceki Son 10 Yazı
Başlık Tarih Mecmua
Olan marpuca olmuştur ey azizler! 7 Ağustos 2006 Kitap Zamanı
Aceba 'Edebi Candarma Paşası' olsam mı gerektir? 3 Temmuz 2006 Kitap Zamanı
Reisicumhurluğa namzedliğimi ilan ediyorum 5 Haziran 2006 Kitap Zamanı
Öyle kitab ilavesi olmaz efendiler; netekim böyle olur! 1 Mayıs 2006 Kitap Zamanı
Kitap ilavesini anladık; defter ilavesi niyçün neşrolun- mamaktadır efendiler? 3 Nisan 2006 Kitap Zamanı
Kitap reklamına muhalifim: Lakin bir istisnası var! 6 Mart 2006 Kitap Zamanı
Boş defter ile kalemin faziyletine dairdir 1 Mart 2006 Sühan Dergisi
Okuyucunun kilosu pazarda kaça gedeyor; onu iyzah beyanındadır! 6 Şubat 2006 Kitap Zamanı
"Yenge" edebiyatına iştirak bâbında bir garib rü'yetimi takdim edeyorum 1 Kasım 2005 Sühan Dergisi
Tarih-i İslam'ın en kısa vaazı hangi vaize nasib olmuştur; biliniz bakayımdır? 1 Mayıs 2005 Sühan Dergisi
Arama - Bütün yazılarda arama yapayım
:
Muhbir - Yazı eklendiğinde haberim olsun
:
Valid XHTML 1.0 StrictValid CSS!Opera Friendly!Firefox Friendly!Netscape Friendly!Internet Explorer Friendly!Valid RSS 2.0