Müşahede ettiğime nazaran genç kaarilerimi mühim bir hususta iykaz etmekliğim icab edeyor; mesmuatıma binaen kaani olayorum ki genç kaarilerimin neredeyse nısfından ziyadesi şu fakiyre fevkalhad teveccüh ediyor ve hatta, "bize Recai Bey gibi muharrir gerektir; zihni nokta-i nazardan gıdalanmak içün başkaca muharrirleri kıraat etmek fuzuli gayrettir. Binaenaleyh biz aziz Recai Beyimizin makaalatını layıkınca tahlil ve tefsir eylesek ilm ü irfan namına bize kafi geldiği gibi artanı dahi yedi ceddimize bile yetişir" deyu kil ü kaal edeyorlar imiş. Tabii bu gibi lakırdıları işittikce her muharrir gibi iftihar eyliyor, gururlanıyorum fekat aziz kaarilerim hata ediyorsunuz; evet, kabultü.. böyle bir kıstasa sahib olmanız içün vaktiyle bizzat ben dahi bir kısım teşvikatta bulunmuş; "mekaalerimi ziyan etmeyiniz, çerçevesinden kesüben üçgen tarzda katlayarak muşambalara sarıb pehlivan muskası gibi boynunuzda gezdiriniz; ayrıyeten yarım baş ağrısı, tutarga, havale, asab bozukluğu gibi illetlere karşı mekaaleyi bir bardak suda yarım saat ısladıp içiniz; faidesi dokanır" kabilinden tavsiyeler etmiş olabilirim lakin bu kabil öğütler, diyger muharrirlerin kaarilerim nezdinde keenlemyekun addedilmesi gibi vahim mıntakalara kadar gitmemelidir. Netiyce itibariyle diyger muharrirleri de ara-sıra kıraat etmeniz faideden büsbütün hali değildir, ihtarımdır; bilmiş olasız.
Dahiliye vekilini iykaz ediyorum!
Bir aydan beridir aziz Dahiliye vekilimiz gaayet mühim işlerle oğraşıyor; kendisini şahsan tanımam fekat uzaktan takiyb edebildiğim kadarı ile yaptığı şeyi "mühimm" addetmemin sebebi var: Eğer koparttığı fırtana akabinde hakiykaten son sekiz-on sene zarfındaki siyasi katil vak'alarının mücrimleri ele geçerse çok böyük bir hıdmet ifa edilmiş olacaktır; yok eğerçi bunca cayırtıdan sonra ortada ciddi manada maznun veya mücrime benzeyen kimse kalmaz ise bu dahi "mühimm" gibi netiyce doğuracak ve Dahiliye vekilimiz ahaliyi sebepsiz yere heyecan ve ümmide sevk etmek suçuyla siyasi ömrünü -kerhen- genç yaşta hitama erdirecektir.
Bir aydan beridir ki millet cümleten hafiyye kesildi bilader; kazatalara neşir yasağı konulmasına mukabil bir hususta neşrolunan hevadisin yekun hacmi, daha şimdiden Battal Gaazi tefrikalarını geçti. Mücrimler bulunur veya bulunamaz onu bilemem fekat işin ciddiyetle yörütülmediği aşikardır. Bir Dahiliye vekili, durup dururken kazatacılara, "nüfuz casusları mevcuttur; hepsini yakında derdest edeceğiz" fülan diye beyanda bulunur mu? Biliyorsan söyle bilader; yok henüz malumatın yok ise sus ve bekle! Netekim "nedir bu nüfuz casusluğu?" sualine verdiği cevaba bakınız, "Arşivlerinizi tahkik ederseniz görürsünüz!" müş; Bilader eğer bu mücrimler, kazatacıların arşiv tahkiki ile yakalanacak idiyse koca zabıta teşkilatını beslemeğe ne hacet var? Birkaç dane "muhakkik kazatacı"ya eyi maaş verirsiniz; onlar da arşivlerde tahkikat yapıp maznunları tespit edib belediye zabıtasına haber verirler; onlar da gidip herifleri derdest edince ne ala melmeket olur!
Muvaffak olur mu olamaz mı bilemem; inşaallah muvaffak olur laakin şuracığa bir mim koyunuz; Dahiliye vekilimiz hayli helecanlı ve tab'an saf bir siyasetçi portiresi vermektedir; lüzumundan fazla beyanda bulunduğu, zaman zaman sabırsızlığa mağluben garip laflar ettiği de münakaşa götürmez. İkide bir "öyle bir bomba patlatacağız ki yer gök inileyecek" şeklinde çığırtkanlığa tevessül etmek yerine sabredip, mesele tamamen tavazzuh ettikten ba'de konuşması daha efdal olur idi. Netekim daha şimdiden pek çok muhakkik kazatacı, "biz bu işten bir şey anlamadık; birisi bizi dolmuşa mı bindirmektedir?" deyu ikirciklenmeye başlamışlardır ve akıbet hiç de eyi görünmemektedir. Mesela geçen gün bir kazatada gördümdü; felanca şahsa bombalı paket gönderen herifin itirafına göre bu bombacı, paketin üstündeki adires yazısını bizzat kendisi özene-bezene kendi el yazısı ile yazmış imiş. Bunca cinai roman okumuş ve nice tecribeler kazanmış bir sade vatandaş olarak şahsan ben bugüne kadar bir bombacının el yazısı ile bombanın üzerine adires yazdığını eşitmedimdi; zahir usul değişmiştir. Oldu olacak bari bir de paketin içinde hüviyet cüzdanı sureti, iki adet fotogıraf ile eyihal kağıdı da iliştireydi de yine de zabıtanın kendisini bulamama ihtimaline binaen, "akşamüstleri de felancanın kahvesinde bulunurum" yollu bir not ilave ede idi?
İmdi bakınız ey azizler, bu mücrim taifesi bu kadar nim akıllı idi ise, aradan geçen yedi sene zarfında bu tahkikata vaziyet eden zabıta detektifleri, niyçün bu kadar acemi zevatı ele geçiremedi aceba? Eğer hakiykaten bu adamlar maznun ise, bu müddet zarfında, doğru-dürüst tahkikat icra etmek yerine vakitlerinin kısm-ı azamını nahak işlerde israf eden detektifleri de tecziye etmek icab etmez mi? Mesela bakınız maznunun biri deyor ki, "biz orada nöbet bekleyen polisleri lafa tutar iken, diyger ecnebi casusları da fursattan bilistifade bomba cihazını arabanın altına yerleştiriyorlar idi fülan!"
Vay canına aziz kaarilerim!.. Şahsan ben bizzat bu ifadeleri okudukta, kendimi enayi yerine konulmuş gibi hissetmedim desem yalan olur. Senelerden beri, "bu cinayetler öyle ustalıkla tertip olunmuş ki Nat Pinkerton mezarından huruc edip de Türkiya'ya gelse yine failini bulamaz" deyu ahkam kesildikten sonra birilerinin çıkıp "zabıtayı lafa tutmak" gibi basit bir taktika ile bu hünerbaz cinayetleri işlediğine kail olmak heman mümkin olamayor; bu kadar sadeliği niyçün akledemediğimiz hususunda kendi kendimizi affeylememiz içün biraz daha zamana ihtiyacımız vardır anlaşılan.
Elde fazla fail kalırsa ne olacak?
Bilürsünüz, şahsan kendim bizzat polisiye işlerden anlamam da hazetmem de fekat bütün bu cereyan eden hadiseler, faillerin çorap söküğü gibi birbiri ardınca ele geçirilmesi, cürüm vesaikinin şurada burada tarlalar, bostanlar içinde bulunuvermesi ve netiycede bilumum faili meçhul cinayetlerin ortaya çıkarılması memnuniyetimizi mucib olmuştur fekat bu kerre dahi amme efkarı ile istihza ediliyor ise bu iskandal sadece Dahiliye vekilini götürmekle kalmaz, aziz hökümetimizi dahi istilzam eder; ben asıl o gümbürtüden endişe ederim ey azizler, siz nereden bileceksiniz netekim? Zira bakınız bu mantık tarzı ile iyzah olunamayacak faili meçhul cinayet yok gibi görünüyor; farz-ı muhal, birkaç gün sonra birisi ortaya çıkar da "Kazatacı Ahmed Samim Bey'i fi tarih Karaköy köprüsü üzerinde şöyle kurşunlamış idim" veya kim, "Selim-i salis merhumu Topkapı serayında bizzat ben boğdum idi" veya kim, "Ali Şükrü Bey'i Samanpazarı'ndaki evinde katleden Topal Osman Bey değil idi, ben idim" demeye kalkışırsa işbu gürültü esnasında haklarında birer tevkif müzekkeresi rahatlıkla tanzim olunabilir. Bu hesaba nazaran bir müddet sonra bütün caniler yakalandıktan sonra bile elde fazladan maznun kalması muhtemeldir.
En eyisi aziz kaarilerim biraz daha sabredip netiyceyi beklemektir; inşaallah bu işin encamında hakiykaten kaatiller derdest olunur da amme efkarı sükunete kavuşur.
Firengistan'dan bahane idhal edilir mi?
Hasıl-ı kelam, umumi manada yeni bir devire girmekte olduğumuz zehabına kapılıyor gibi oluyorum; bu faili meçhuller meselesi senelerden beri sırtımızda bir şir-i pençe çıbanı idi; inşaallah bu habis mesele hallolunduktan sonra aziz melmeketimizde pek çok husus daha eyiye doğru gidecektir gibi bir hüsn-i zan içindeyim. Bu muvacehede arslan Galasataray fitbol hey'etinin kazanmış olduğu azim muvaffakiyet ve nusratın dahi pek manidar olduğunu zanneyliyor ve kendilerini bizzat ve alenen takdiyr eyliyorum. Zeman kazatasında bu muzafferiyetin hakkını veren evsafta gaayet kıymetdar mekaaleler neşreden Ahmed Selim beyefendiyi ve Ahmed Turan Beyefendiyi de tebrik etmekliğim elzemdir zira Beşir Ayvazoğlu beyefendinin tam bir entel tavrı ile "hıh.. bunda abartılacak ne var; altı üstü bir meşin top parçası" şeklinde hülasa olunabilecek soğuk nevale tefsirlerini de alenen takbihden içtinab edecek değilimdir.
Artık eyice kaani oldum ki muharrirleri kabaca "fitboldan anlayanlar ve anlamayanlar" diye iki kısma taksim etmek mümkin ve doğrudur. Fitboldan behresi olanların diygerlerine sarih bir faikiyyet tesis ettikleri ayan-beyan müşahede olunuyor zira fitbol sadece top ile oynanan bir oyundan ibaret olmayub durununda nice felsefi ve hikemi nükteler remzeden içtimai bir fenomen olmak hükmündedir ki bu fenomenden bihaber bulunmak, aslaa afv olunabilir bir kusur değildir. Kaldı ki fitbolu sırf bir oyun olduğu içün küçümseyen eşhas, bizzat ilm hakkında Hazreti Fuzuli'nin, "İlm kesbiyle paye-i rif'at / Arzu-yi muhal imiş ancak / Aşk imiş her ne var alemde / İlm bir kil ü kaal imiş ancak" tesbitini bir kerre daha derhatır etmelidirler.
Hayır dileyelim de hayr olsun ey azizler; imdi bu vakıttan sonra herkes kendi işini en az Galatasaray fitbol hey'eti kadar ciddiye almaya mecbur ve mahkumdur; muvaffakiyetsizlik içün bahane kalmamıştır ve yeni bahane arayanların Firengistan'dan bahane idhal etmeleri iycab etmektedir.
Haydi bakalım!
Recai Güllapdan, Turkuaz, 28 Mayıs 2000, Pazar
Bütün YazılarSonraki YazıÖnceki YazıWord Dosyası Olarak İndir| Başlık | Tarih | Mecmua |
|---|---|---|
| Bu gidişle va'z ü nasiyhat etmeğe elde ahali kalmaz bilesiniz aziz Diyanetçiler! | 7 Mayıs 2000 | Turkuaz |
| "Kaari" mertebesine terfi etmek isteyen "okuyucu"larıma öğüttür | 30 Nisan 2000 | Turkuaz |
| Binaenaleyh tavukları iyi yemleyiniz kaarilerim, karanfilleri eyi sulayınız | 16 Nisan 2000 | Turkuaz |
| Bugün her milletin bir "Recai"si var mıdır bakalım ki kıymeti bilinmiyordur aceba? | 2 Nisan 2000 | Turkuaz |
| Recai tırsımaz; ben sizin eyiliğiniz içün tedbire tevessül etmişimdir | 19 Mart 2000 | Turkuaz |
| Süleyman Bey işsiz kalırsa biz n'ederiz ey azizler? | 27 Şubat 2000 | Turkuaz |
| Nazar haktır aziz kaari, müdebbir bulununuz! | 13 Şubat 2000 | Turkuaz |
| Gazozuna maç değil | 7 Mayıs 1999 | Turkuaz |
| Emperyalizmanın gıravatlı tarzı bu ise, fanilalı tarzı nasıl olur bilader? | 20 Aralık 1998 | Turkuaz |
| Biz böyle devlet terbiyesi almışız; yoksa!.. | 14 Aralık 1998 | Turkuaz |