Haylidir ortalıkta bir “muhafazakâr” lâfzı dolaşıp durmaktadır kıymetdar muhiblerim; bu lâfları işiden zanneder ki, şu muhafazakârlar melmekette hakiykaten ciddiye alınması iycâb eden bir ekseriyyet teşkil etmektelerdir.
Acebâ vaziyet böyle midir, yoksa bu lafız, “Köroğlu gözün kör olsun” kabilinden, mânâsı ve mazmunu eyice tedkik olunmadan sarfedilmiş bir türrehât mıdır?
İmdi bu mekaalemi bu mevzûa tahsis edeyorum; yakîn gözlüklerinizi takınız ey azizler!
Eyi bir mekaale, lâfı dolaştırmadan “küttedenek” gediğine yerleştirmelidir; binaenaleyh kestirmeden ifâde eylerim ki bu melmekette bizzat kendi şahsımdan gayri muhafazakâr, mealesef yoktur! Bu vaziyette “muhafazakâr” diye tesmiye olunan sair zevât, -şedid bir belâgatle zikretmeliyim ki- mevcudiyeti aslen mevcud olmamakla birlikte vehm olunan bir gürûhtan ibarettir.
“Nasıl yani üstâdım” deyû teaccüb göstermeyiniz; sabırlı olunuz, iyzah edeyorum:
Efendiler, şu fakiyr ki, tefâhur kasdiyle söylemeyor, bil’akis bir hakiykati tebellür maksadiyle şoracığa hicâbla derc ederim ki, meselâ buyrunuz; moderen hayatı külliyen reddeden bir zât olaraktan bakınız, apartuman nizamından nefret ettiği içün ahşap ve kağşak bir fakiyrhânede mihmân bulunur; hânesinde radiyo ve telli tilefon haricinde elektirikli âlet bulundurmaz. Korktuğu içün değil -hâşâ!-, “insanın uçması murad olunsa idi, kanatları olurdu” hikmetinden hareketle teyyâreye binmez, tanımadığı adamların biçüb diktiği elbise, köynek vesair şeyleri telebbüs etmez. Cümlenizin ayıla-bayıla gezip aksâta eylediği cicili bicili alış-veriş merkezlerinin semtine oğramaz, tedârikini mahalle bakkalından görür. Başkalarının pişürdüğü -Konduracı Faruk Bey biladerim hâriç!- aşla öğün geçiştirmez. Kıymasını, turşusunu, eriştesini, kışlık zahiresini kendi elcağızıyla temin eyler.
Bitti mi; bitmedi, aşk ile devam edeyoruz:
Siyâsi mânâda tam bir monarşisttir; demirkırasiyi ve bu mefhumun yanında bilâbedel(!) hedâye olunan sair müesseseleri kat’iyyen ciddiye almaz. Fakrın sefâlet derecesini redd ile birlikte lüzumundan fazla vâriyetin insanı yoldan uğratacağına kâildir.
Fuzûlî merhûmun beş asır evvel isabetle kayıt buyurduğu üzere ilmin bir kiyl-ü kaal olduğunu vaktinde farketmiş bulunduğundan ilme değil irfân ve hikmete âşıktır ve bu yüzdendir ki -havada, karada, denizde ve fezâda- usûlün esasdan mukaddem olduğuna imân etmiştir.
Tükenmez kalemi bile sevmez; her biri birer ömre bedel mekaalelerini dolma kalem ile çizgili dosya kâğıdına, inci gibi el yazısı ile tahrir eder. Münakaşadan değil, tesbitten haz eder ve bu tesbitlerin daima bizzat Recai Bey tarafından takdiym edilmesi en doğrusudur.
Firenklerin “progress” dediği ilerleme fikrine kat’iyyen muhaliftir; üstâda göre zaman, kıyâmete doğru akıp giden bir tefessüh istikaametini gösterir; buna mukabil söylenmeye sezâ en güzel ve isabetli şeyler, daha evvel esâsen söylenmiş olanlardır. Gelecek günlerin daha iyi olacağına inanmak ise budalalıktır.
...
Daha da sayıp dökebilir idim fekat, sizlerin “kendini medhediyor bu adam” fikrine düçâr olmamanız içün buracıkta keseyor ve mekaaleme hitam vereyorum: Efendiler, efendiler, söyleyiniz bakalımdır, ben şahsan bizzat “muhafazakâr” değil isem kim muhafazakârdır; yok eğer çi ben şahsan muhafazakâr isem, ortalıkta bolca lâfı edilen şu muhafazakârlar hangi dâvânın peşinde pervânedirler?
Recai Güllapdan, Kitap Zamanı, 14 Ocak 2008, Pazartesi
Bütün YazılarSonraki YazıÖnceki YazıWord Dosyası Olarak İndir| Başlık | Tarih | Mecmua |
|---|---|---|
| Nihai mekaale meselesine ve Sühan Mecmuası'na dair tenviratımdır | 3 Aralık 2007 | Kitap Zamanı |
| Fırankfort Kitap Fuarı ve şahsan bizzat ben kendim... | 26 Ekim 2007 | Kitap Zamanı |
| Esasen gerekmez idi fekat yine de iykaz edeyimdir: Kur'an ile nisbetimize dikkat edelim ey gaaziler! | 1 Ekim 2007 | Kitap Zamanı |
| Kitap neşriyatında bedii endişelerin lüzumuna ve ticarî dehâmın nasıl son bulduğuna dairdir | 2 Temmuz 2007 | Kitap Zamanı |
| Domestik muharrir olmanın faziyletine dair | 4 Haziran 2007 | Kitap Zamanı |
| 'Halt etmek' tâbirinin mazmûnuna dair irşâdımdır | 7 Mayıs 2007 | Kitap Zamanı |
| Bu Hasan Aga'dan her mahalleye lazım be yav! | 3 Nisan 2007 | Kitap Zamanı |
| Cây-ı âsâyiş değildir âdeme mülk-i cihân | 5 Mart 2007 | Kitap Zamanı |
| İlle de kenar süsü, ille de kenar süsü! | 5 Şubat 2007 | Kitap Zamanı |
| Mübarek deve ile bir kısım kazatacı takımını mukayese etmem; zira develer indimde daha âlî ve müce | 1 Ocak 2007 | Kitap Zamanı |