Hamdolsun ki, bu senenin Remazanı'na da sıhhat ve âfiyetle erişmek nasib oldu. Mübalağa derecesinde sıcak geçen bir yazı müteakiben güz serinliğinin Remazan safâsıyla yanak yanağa vermesi, lâteşbih, "nûrun âlâ nûr" bir güzelliktir.
Mâlumunuzdur, şahsan bizzat benim kavlime nazaran mübârek Remazan, bizatihi bir kitap mevsimi fekat ille de Kur'an zamanıdır. Senenin her gününü Kur'an ile tezyin edenlere ne saadet fekat bu imkânı bulamayanlar içün Remazan, sair işleri bırakıp Kitab-ı mübin ile yakınlaşmak fursatı oluyor vs vs.
Ey kaarî-i güzîn, ey muhterem kaarielerim; bu ve buna benzer lâfları elbette çok duymuş olsanız gerektir; halbusa benim kasdim, iftarden evvel tilevizyonda iki dakika Kur'an kıraat edilip ardından meali okunarak Remazanla Kur'an'ı gûya bir araya getirmekden ibaret değil idi elbettedir. Bakınız buracıkta gaayet açık ve berrak bir hususu hatırlatmak isterim; her hangi bir Müslüman'ın Kur'anla bir nisbeti olmalı değil midir; bir nisbet, bir münâsebet? Bir alâka! Nasıl bir alâka ve nasıl bir nisbet? Meselâ, "Felan hocayı peyledim, Remazan-ı şerifte benim içün bir hatim indiriverecek" demiş olmak Kur'an-ı Mübin ile nasıl bir alâkadır; dikkatinize arzeylemek isterim. Bazı şeyler vekâletle olmaz Efendi; bizzat yükün altına gireceksin...
Şüphesiz bu dahi bir nisbettir ve eybette eyi bir şeydir fekat netiycede, "Ben Kur'an'ı severim; hörmet ederim, yoluna canım feda olsun" yollu lâfların izini geriye doğru takiyb ederek Kitab-ı Azimüşşân'a zihnimizde, hayatımızda, müfekkiremizde nasıl bir yer tahsis etmiş olduğumuzu şöyle sarih bir sûrette tesbiyt etmek lâzımdır. Esefle kaydedip geçelim ki, ekserimizin hayatında Kur'an, bütün ömrü müddetince hörmet edilen, öpülüp başa konulan, atlas kılıflara sarılıp tavana yakın yerlerde muhafaza olunan, iycâbında onun için can verilmeye hazır bulunulan bir timsâlden ibaret kalayor. Bu cümleyi teşkil iderken uzun uzadıya vebâlini düşünmedim değildir fekat sorarım sizlere ey gaaziler; şu sözlerim yanlış mıdır, eksik midir?
Ey Müslüman, sana bu yaştan sonra yeni bir hayat takdiym edecek değiliz. Uyanık olacaksın ve kendi hâlini bir güzel değerlendireceksin: "Benim Kur'anla alâkam nedir ve bu alâkayı nasıl eder de daha samimi, daha sıcak, daha yüksek bir hâle getirebilirim?" diye kafa yoracaksın. Meselâ mukabele takiyb ediyorsan, üzerine de bir tefsir dersi veya vaazı dinlemek kaymaklı kadayif gibi olmaz mı? Bizzat yüzünden kıraatle hatim indiriyorsan ne güzel; pekey bu alâkayı Kur'an ilimlerine doğru genişletmek daha bir ufuk açıcı değil midir? Çok şükür melmeketimizde Kur'an ilimleriyle ilgili neşriyat hiç de az değildir. Bu işlere aklı yeten birinin delâletiyle şu kısacık mâh-ı Remazan'da Kur'anla nisbetimizi tesbit ederek yeni gönül menfezleri, yeni fikir vâdileri, yeni zihnî helecanlar keşfetmek işten bile değildir aziz muhiblerim. İşte bir Remazân'ı diyger aylardan ve evvelki senelerden daha aziz ve kıymetdar kılacak fealiyet, benim bizzat şahsî zûumuma göre böyle bir dikkattir.
Kur'an-ı Kerîm'e hörmette bir müsabaka yapılsa, cihan şampiyonluğunu kimselere vermeyeceğimiz tabii ve âşikâr iken, onunla ve onun hakkında düşünmek bahrinde nasıl gerilerde kalacağımız da bedâhet zümresindendir.
"Aman" derim ey gâziler; bu seneki Kur'an ilminiz ve alâkanız, geçen seneki ile müsâvi ise "kaarîlik" vaziyetiniz de tehlikede dimektir, aman, aman! Kur�an gaafillerinden olmayalım. Şu güzel günlerde Kur'an ile âgâh olanlardan olalım inşaallah.
Şuracıkta ne kaldı ki, Bayramınızı peşiynen tebriyk edeyorum; "sakal oynatmaz" cinsinden tatlılar ekl ider iken şu fakiyri de derhâtır idersiniz artık!
Recai Güllapdan, Kitap Zamanı, 1 Ekim 2007, Pazartesi
Bütün YazılarSonraki YazıÖnceki YazıWord Dosyası Olarak İndir| Başlık | Tarih | Mecmua |
|---|---|---|
| Kitap neşriyatında bedii endişelerin lüzumuna ve ticarî dehâmın nasıl son bulduğuna dairdir | 2 Temmuz 2007 | Kitap Zamanı |
| Domestik muharrir olmanın faziyletine dair | 4 Haziran 2007 | Kitap Zamanı |
| 'Halt etmek' tâbirinin mazmûnuna dair irşâdımdır | 7 Mayıs 2007 | Kitap Zamanı |
| Bu Hasan Aga'dan her mahalleye lazım be yav! | 3 Nisan 2007 | Kitap Zamanı |
| Cây-ı âsâyiş değildir âdeme mülk-i cihân | 5 Mart 2007 | Kitap Zamanı |
| İlle de kenar süsü, ille de kenar süsü! | 5 Şubat 2007 | Kitap Zamanı |
| Mübarek deve ile bir kısım kazatacı takımını mukayese etmem; zira develer indimde daha âlî ve müce | 1 Ocak 2007 | Kitap Zamanı |
| Niyçün derviş olamayacağım beyanındadur | 4 Aralık 2006 | Kitap Zamanı |
| Nobel mükafatı heyetini nasıl döğdüm idi? | 27 Ekim 2006 | Kitap Zamanı |
| Ben dahleylemeyorum aziz müddeiumumi, romanımın kahramanı ağzını bozayor! | 2 Ekim 2006 | Kitap Zamanı |