Recai Güllapdan.net

Hatıratımı tahrire mezun değilim efendiler, çünkü...

Aziz Türkiyamız’ın nâdir kültür adamlarından Ahmet Hamdi Tanpınar bey merhûmun hâtıratı neşrolunca, saik-i merak ile tedârik ediben bir mikdar tedkik buyurdum. Esasen buna hâtırat denmez; adamcağız, kendince bir akıl defteri tutmuş ve hissiyâtını da diline geldiği gibi çiziktirmiş.

Hâtırat öyle olmaz, buna da hâtıra demek doğru olmadığı gibi neşri de caiz değildir; fekat ne oldu, Ahmet Hamdi Bey’in, bir nevi günah-sevab cedveli, bugün bedelini tediye eden herkese âmâde bir neşriyattır. “Efendim, böyle notların neşri caizdir; böylelikle mezkûr zâtı daha yakından ve içeriden tanımak fursatı buluyoruzdur” mütealâsını da isabetli bulmadığım ise iyzahtan vâreste bir keyfiyettir.

Burada moda tâbir ile edebî etikaya muhalif bir iş yapılmıştır ve vebâli, nâşiri iki hanım edebiyatçımızın boynuna yazılmıştır. İmdi esas meseleye gelelim bakalım.

Tam da, “kuşluk vakti bereketidir; biraz ilm ü irfân ile, olmadı lâf ü güzâf ve dahi kıyl ü kaal ile meşgul olayımdır” deyu, kitabı kucağıma çeküben yakiyn gözlüklerimi hohlayarak iki satır kıraat etmeye kalmadı, menhûs tilefon acı acı öttü,

-Recai bey, tilefon muhaveresinden hoşlaşmadığınız mâlum-ı cihandır fekat mesele mühimdir; netiycede bizi döğmekten beter etseniz de müsaade buyurunuz merâmımı ifâde edeyim, diye söze girizgâh eden bu âdemoğlu, bilmemne neşriyat müessesesinin mes’ulü imiş; ezcümle deyor ki: “Siz ki cihanşümûl kuturda fevkalâde mühim bir edebî, siyâsî, dinî, diplomatik, ilmî ve sportif bir gurur âbidemiz olarak başımızın tâcısınız... (arada, “höst, estağfirullah, o ne biçim lâflar öyle, bak edebsize...” diye şu mutabasbıs lâfların tesirini zihnimden kovalayorsam ise de aziz kaari, iytiraf edeyimdir ki bu teşhisler esasen doğru olduğu içün izzetinefsimi okşamakta idi). Allah gecinden versin fekat, âkıbet kara toprak; isteriz ki bin sene daha muammer olursunuz (bu esnada herifi, “tüh rezil, bu ne kepâzeliktir” deyû azarlamaktayım fekat dinlemeyor bile kerata!) Dememiz odur kim, siz de hâtıralarınızı o gülden nâzik kaleminizle beyaza geçseniz; tarihi hakiykatler nihân kalmasa; şu naylon şöhretlerin ipliğini pazara çıkarsanız, vaktiyle kimleri nasıl dövmekten beter ettiğinizi, bizzat şahsan size hangi ulvî vaziyfeler tevdî olunup hatta üzerine yalvar-yakar olunduğu halde reddeylediğinizi sonraki nesiller bilse fenâ mı olur?”

Efendiler, bu vaziyet üzerine bir mıkdar sükût eyledim; öyle bir sükût fâsılası idi kim, tilefondaki muhâtabım telâş edüb, “aceba Recai bey, bu teklifim üzerine helecan edüb vaktinden evvel irtihâl-i dâr-ı bekâ mı eyledi” deyu telâşa düşüp “Alo, alo, Recai Bey, orada mısunuz?” şeklinde car car edüb durmakta idi.

Efendiler, esas hakkındaki nâçiz fikrimi şoracığa derc eyliyorum; teklif isâbetlidir fekat mahzuru faidesine fevkalâde gaalip bir fikirdir. “Neyçün efendim ah neyçün?” diyeceksiniz. İyzah edeyorum; Ey gaaziler, inanınız ki hâtıratımı bütün safâhat ve tafsilâtı ile kaleme alacak olsam şu aziz Türkiyamız’da -bakınız en asgari itibarla ifade edeyorum-; başta şekl-i hükûmet olmak üzere bilumum muvazeneler altüst olur; en başta borsa eşşekten düşmüşe döner ki Amerikan merkez bankası dahi bu dehşet hissi karşısında Yenicami fukarası gibi bîçâre kalır.

Muhteremler, iyi, yazayımdır fekat cemiyet bu edebî, siyâsî ve fikrî tezelzüle mealesef henüz hazır bulunmayor; hâl böyle iken, bizzat kendi şahsımdan böyle bir mesuliyetsizlik sâdır olabilir miydi dersiniz?

Aaferin; ben ki kaarî takımının âgâh, fatîn ve aklen zeyrek olanını severim zaten.

Öğünmek gibi olayor fekat ne yapayım; şahsan bu bizzat benim gibi âdemlerin hâtırat yazması caiz değildir canlarım; siz ancak şoracığa dercinde mahzur bulmadığım şeylere iktifâ eyleyerek “Leb-leblebi” meselince kıssadan hisse istihrâc ediniz, kâfidir.

Recai Güllapdan, Kitap Zamanı, 4 Şubat 2008, Pazartesi

Bütün YazılarSonraki YazıÖnceki YazıWord Dosyası Olarak İndir
Bu Yazıdan Önceki Son 10 Yazı
Başlık Tarih Mecmua
Savulunuz muhafazakârlar!.. 14 Ocak 2008 Kitap Zamanı
Nihai mekaale meselesine ve Sühan Mecmuası'na dair tenviratımdır 3 Aralık 2007 Kitap Zamanı
Fırankfort Kitap Fuarı ve şahsan bizzat ben kendim... 26 Ekim 2007 Kitap Zamanı
Esasen gerekmez idi fekat yine de iykaz edeyimdir: Kur'an ile nisbetimize dikkat edelim ey gaaziler! 1 Ekim 2007 Kitap Zamanı
Kitap neşriyatında bedii endişelerin lüzumuna ve ticarî dehâmın nasıl son bulduğuna dairdir 2 Temmuz 2007 Kitap Zamanı
Domestik muharrir olmanın faziyletine dair 4 Haziran 2007 Kitap Zamanı
'Halt etmek' tâbirinin mazmûnuna dair irşâdımdır 7 Mayıs 2007 Kitap Zamanı
Bu Hasan Aga'dan her mahalleye lazım be yav! 3 Nisan 2007 Kitap Zamanı
Cây-ı âsâyiş değildir âdeme mülk-i cihân 5 Mart 2007 Kitap Zamanı
İlle de kenar süsü, ille de kenar süsü! 5 Şubat 2007 Kitap Zamanı
Arama - Bütün yazılarda arama yapayım
:
Muhbir - Yazı eklendiğinde haberim olsun
:
Valid XHTML 1.0 StrictValid CSS!Opera Friendly!Firefox Friendly!Netscape Friendly!Internet Explorer Friendly!Valid RSS 2.0