Sabah taamından sonra pencerenin önüne oturup çatıdan sarkan buz salkımlarını seyreder iken aklıma düştü, “şööyle güzel bir nohut yahnisi yapayımdır kendime” diyerek yekinip, değmiş mi değmemiş mi deyu nohut ayıklayaraktan kendimce bir şarkı terennüm etmekte iken kapu çalındı.
Oturduğum yerden dış kapunun mandalına bağlı ipi çekip kimin geldiğine baktım: Bizim Konduracı Faruk’un kalfası Erkan imiş.
-Ustam selâm söyledi, öğleye bir şey yemesin; nemâzı müteakip dükkânda size yemek ikramında bulunacak, deyuben savuştu gitti.
Hoppala idi! Faruk gerçi erbâb-ı sahavettendir, cömerttir; Allah bereket versin çok ikrâmını görmüşüzdür fekat bugüne değin şu tarzda bir yemek dâvetinde bulunmamış idi. “Vardır bunda bir iş; dur bakalım ne çıkacak ardından” diye nohudu ıslatıp Evliya Çelebimizin 8. cildi açtım.
Bir âlemdir bu bizim Evliyâ Çelebimiz; Allah gani gani rahmet etsin; ne tatlı, ne güzel şeyler kaleme alıp ne mübârek ve muhalled bir eser bırakmıştır. Tavsiyye ederim aziz kaarîlerim. Vâkıa hazret demir leblebidir, öyle kolayca içine düşülüveren seyahatnâmelerden değildir fekat bir defa tutturuldukta tadına doyum olmaz. Gâhi roman, gâhi efsâne, gâhi tarih, gâhi muhtelif ilim vâdilerinden derlenmiş kıymetli tetebbûlar...
Uzatmayalım ey gaaziler; öğle nemazını edâdan sonra yarım bardak sulu sirke şurbedüb Konduracı Faruk bey bilâderimin dükkânına vâsıl oldum. Selâm, aleykümselâm faslından sonra,
-Nedir bu yemek dâvâsı yahu Faruk usta; hangi dağda kurt öldü ki sofranıza bir kaşık daha koymak aklınıza düşmüştür, şeklinde biraz takılınca, “aşkolsun Recai Bey” diye sitem etti, “işiten de sizin latîfe yaptığınızı bilmez, ciddi zanneder; birkaç kap yemeğin hukûkumuzda lâfı mı olur a efendim?”
-Eyy, nedir işin aslı öyleyse, diye sual edince Faruk Usta gülümsedi,
-A Recai Beyciğim; mâlumunuzdur, yeni Cumhurreisi intihâb olunduktan sonra bir âdet başlattı; memleketin âlim, şair, müverrih, mütekaid siyâsetçi ve kalburüstü muharrirlerinden ba’zılarını köşküne dâvet ederek öğle yemeğine alıkoyayor. Kazatalardan okuyoruz ki, dâvete icâbet edenler pek mahzûz pek memnun olayorlar imiş...
-Ee, bana na yahu Faruk usta bunlardan, sadede gel hele...
-Zaten saded üzerindeyim Recai Bey; davetli listesini tedkik ettim. Zât-ı âlinizin ismine tesâdüf etmeyince, “bu ne böyük bir iskandaldir; ilm ü irfân dünyâmızın en acı, en bahtı kara bir günüdür ki Recâi Bey hâtıra gelmemiştir” deyû hayıflandım; Eyi etmiş miyim?
-Eyi etmemişsin Faruk usta; ee, sonra?
-Sonrası işte böyle Recai Bey; gerçi bu fakiyrin sofrası Reisicumhurunki ile mukayese olunmaz fekat ben de sizi öğle yemeğine dâvet edeyim, birazıcık da sohbet ederiz dedimdi. Soframız dükkânın arka tarafında hazır; buyrun geçelim!
Memnun olmam mı? Hem nasıl! Sofraya gelince “kuş südü eksik” cinsinden değil elbette; eksik olmasın Faruk usta furuna toprak güveç yollamış; içinde mevsim sebzeleri, eser miktarda birkaç tike et. Yanında taze kırılmış somun, hâlis yoğurt, yumrukla kırılmış birkaç kuru soğan; bu kadar.
Esâsen pek de iştiham yok idi fekat, Faruk’un şu civanmerdliği ve ince fikirliliği beni bizzat kendimi öyle hislendirdi ki, lâf arasında, “Faruk usta” dedim, “Şüphesiz devlet reisinin sofrasında bulunmak da bir şeref vesilesidir; fekat emin ol ki, samimiyet ve lezzet bâbında şu toprak tencere içindeki yemeğe galebe edecek hiçbir sofra tahayyül edemem; sağol, varol. Allah evini ve sofranı bereketlendirsin!”
...
Heey oradakiler; kaçınızın Konduracı Faruk gibi bir ahbâbı vardır şu dâr ü dünyâda?
Recai Güllapdan, Kitap Zamanı, 3 Mart 2008, Pazartesi
Bütün YazılarSonraki YazıÖnceki YazıWord Dosyası Olarak İndir| Başlık | Tarih | Mecmua |
|---|---|---|
| Hatıratımı tahrire mezun değilim efendiler, çünkü... | 4 Şubat 2008 | Kitap Zamanı |
| Savulunuz muhafazakârlar!.. | 14 Ocak 2008 | Kitap Zamanı |
| Nihai mekaale meselesine ve Sühan Mecmuası'na dair tenviratımdır | 3 Aralık 2007 | Kitap Zamanı |
| Fırankfort Kitap Fuarı ve şahsan bizzat ben kendim... | 26 Ekim 2007 | Kitap Zamanı |
| Esasen gerekmez idi fekat yine de iykaz edeyimdir: Kur'an ile nisbetimize dikkat edelim ey gaaziler! | 1 Ekim 2007 | Kitap Zamanı |
| Kitap neşriyatında bedii endişelerin lüzumuna ve ticarî dehâmın nasıl son bulduğuna dairdir | 2 Temmuz 2007 | Kitap Zamanı |
| Domestik muharrir olmanın faziyletine dair | 4 Haziran 2007 | Kitap Zamanı |
| 'Halt etmek' tâbirinin mazmûnuna dair irşâdımdır | 7 Mayıs 2007 | Kitap Zamanı |
| Bu Hasan Aga'dan her mahalleye lazım be yav! | 3 Nisan 2007 | Kitap Zamanı |
| Cây-ı âsâyiş değildir âdeme mülk-i cihân | 5 Mart 2007 | Kitap Zamanı |